TARİHTE ÊZİDÎ FERMANLARI

1246’DA MUSUL’UN ZENGİ ATABEYİ BEDREDDİN LULU’NUN ŞEYXAN’A SALDIRISI.

Şeyh Adi’nin Laleş’teki türbesini yerle bir eden Bedreddin Lulu mezarından çıkardığı Şeyh Adi’nin kemiklerini yakar ve kutsal emanetlere el koyar.

16. YÜZYIL: Şeyhülislam Ebû Suûd Efendi’nin Fetvası ve Kanuni Sultan Süleyman’ın Fermanına Göre Şêxan ve Musul Êzidîlerine Yönelik Saldırı ve Katliam

Kanuni Sultan Süleyman Bağdat’ı İran Safevi Devleti’nden geri almak için harekât başlattığında Êzidî beylerinden Mîr Huseyin Dasnî’yi Soran Bölgesi’ne bey olarak tayin eder ve Şeyhhan ile Musul’u da kendisine bağlar.3 Ancak devletin malını koruyamadığı gerekçesiyle İstanbul’a davet ettiği Mîr Dasnî’yi idam eder.4 Liderlerinin idam edilmesini kabullenmeyen Êzidîler ayaklanınca bazı din adamları ve koltuk kaygısına kapılan Behdinan Beyi Sultan Hüseyin’in de kışkırtmasıyla Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine Şeyhülislam Ebû Suûd Efendî bir fetva yayımlar. Bu fetvaya göre yurtları “darulharb” ilan edilen Êzidîlerin öldürülmesi, kadın ve çocuklarının esir alınması ve kadınlarının cariye olarak satılması helal kılınmıştır. Bu fetva örneklerden ilki olup Êzidîler için daha sonra çıkarılan fetvalar için emsal olmuştur.5

1638 Yılında Diyarbakır Valisi Melek Ahmed Paşa’nın Şengal Êzidîlerine yönelik büyük bir saldırı ve katliamı yaşanmıştır. Bu katliam hakkında Melek Ahmed’in dilinden Evliyâ Çelebi şunları nakletmektedir: “Şengal Êzidîlerinden yaklaşık on bin kişiyi öldürdüm; çok sayıda Êzidîyi esir aldım ve ele geçirdiğim büyük miktarda ganimetlerle Diyarbakır’a geri döndüm”.6

1650 Yılında IV. Murad’ın Fermanıyla Van Valisi Şemsi Paşa’nın Musul Êzidîlerine Karşı Gerçekleştirdiği Saldırı ve Katliam

1. Murad 1639 yılında Bağdat’ı İran Safevi Devleti’nden geri aldığında özellikle Mîrza Bey’e bağlı Êzidîlerden büyük bir destek almıştı. Sultan Murad da bu desteğe karşılık Mîrza Bey’e “paşa” unvanı vererek onu, Musul Eyaleti paşası yapmıştı. Sadrazam Kara Murad Paşa’nın yapıcı ilişkileri sayesinde Osmanlılar ile Mîrza Bey’e bağlı Êzidîler arasında herhangi bir problem çıkmadı. Ancak bu zat sadrazamlıktan alındıktan sonra bunu fırsat bilen Musullular huzursuzluk çıkarıp Sultan Murad’ı kışkırttılar ve Sultan Murad ile Êzidîlerin arasını bozmayı başardılar. Neticede Sultan Murad’ın çıkardığı ferman doğrultusunda Van Valisi Şemsî Paşa kendi askeri güçleri ile Diyarbakır’dan gelen güçleri birleştirip Êzidîlere saldırmış ve büyük bir katliam yapmıştır.7

1715 Yılında Bağdat Valisi Hasan Paşa’nın Şengal Êzidîl erine Yönelik Saldırısı ve Katliamı

Hasan Paşa’nın bu saldırısı 18. yüzyılda Êzidîlere yönelik geçekleştirilen en büyük saldırılardan biri olarak kabul edilir.8 Hasan Paşa’nın bu saldırısına bazı Kürt beyleri de destek vermişlerdir.9 Topların da kullanıldığı bu saldırıda Şengal’a yönelen Hasan Paşa güçlerine karşı Êzidîler Şengal’de bir vadinin adı olan “Dêr Asî” de savunmaya geçer ve büyük bir direniş gösterirler. Ancak kendilerinden her açıdan çok üstün olan Paşa’nın güçleri karşısında çok sayıda kayıp verir ve Paşa’dan “eman” dilerler. Paşa da başlangıçta bu emanı verir fakat daha sonra içlerinde Dîlo, Mendo, Xrkî ve Sevas gibi Şengal liderleri de olan çok sayıda Êzidîyi öldürür, büyük bir katliam yapar. Yasîn Umerî bunun bilançosu hakkında şunları yazar: “Şengal’ın bazı köyleri yakılıp yıkılır; Êzidîlerin kadınları ve çocukları esir alınır ve büyük bir ganimet ile Bağdat’a dönülür”.10

1733 Yılında Bağdat Valisi Ahmed Paşa’nın Şeyhhan Êzidîlerine Yönelik Saldırı ve Katliamı

Vali Ahmed Paşa 1715 yılındaki katliamın mimarı olan Vali Hasan Paşa’nın oğludur. Babasından sonra onun yerine vali olan Ahmed Paşa da Êzidîlere yönelik olarak babasını aratmayacak bir saldırı ve katliama girişmiştir. Nitekim o da 1733 yılında Şeyhhan Êzidîleri üzerine büyük bir askeri güçle hücum etmiş ve Êzidîlerin Büyük Zap Nehri kıyısındaki köylerini tarumar etmiştir.11

 

1752 yılında da Bağdat Valisi Süleyman Paşa Şengal Êzidîlerine yönelik büyük bir saldırı ve katliama girişmiştir. Şengal Êzidîlerine yönelik bu saldırıya bazı Arap aşiretleri ve Kürt beyleri de destek vermişlerdir. Saldırıdan önce Êzidîleri bölen vali, bu bağlamda soydaşlarından ayrılan 3000 Êzidîyi Mardin yöresine göndermiştir. Geriye kalanlar Süleyman Paşa’nın üstün askeri gücü karşısında tutunamayacaklarını anlamış ve Şengal’ın mağaralarına sığınmışlardır. Paşa haber göndererek erkek, kadın ve çocuklarıyla birlikte dağdan inip kendisinden eman diledikleri takdirde onlara bu emanı vereceğini söylemiştir. Buna inanan 1000 Êzidî savaşçı erkek kadınları ile beraber dağdan inerek kendilerine gösterilen bir vadide toplanmış ve silahlarını teslim etmişlerdir. Ancak verilen eman sözü tutulmayarak Êzidîler büyük bir kıyıma tabi tutulmuş, kadınlar ve çocuklar esir alınmıştır. Bu arada Paşa’nın askerlerinden de 200 kişi öldürülmüştür.12

Dağdan inmeyen Êzidî güçleri ile Paşa’nın güçleri arasında dağın zirvesindeki Polat Kalesi etrafında şiddetli çatışmalar meydana gelmiştir. Kaleyi kuşatan Paşa’nın güçlerine karşı direnç gösteren Êzidîlerin bu direnci kaleye giden suyun kesilmesi ve susuz kalmaları neticesinde kırılmıştır. Bu çatışmada 3000’den fazla Êzidî erkek öldürülmüş ve bunlardan 300 kişinin kafaları kesilerek İstanbul’a gönderilmiştir. Sayıları 4.500 olan kadın ve çocuklar da ganimet olarak alınmıştır.13 Vali bu korkunç katliamın ardından kendisine destek olan Arap aşiret reislerine ve Kürt beylerine değerli hediyeler göndermiş ve büyük bir törenle kendilerine ödüller verip nişaneler takmıştır.14

1732-33 Yılında Nadir Şah’ın Surdaş ve Kerkük Arasında Kalan Mıntıkadaki Êzidîlere Yönelik Saldırı ve Katliamı

Bu tarihte Musul’a doğru harekete geçen Nadir Şah (Nadir Qûlî), Surdaş ile Kerkük arasında uzanan mıntıkada çok sayıda Êzidî’yi öldürmüş, mallarına el koymuş, kadın ve çocuklarını esir almıştır.15

1733 Yılında Nadir Şah’ın Kardeşi Azarbeycan Valisi İbrahim Han’ın Merağî ve Saldûz’da Êzidîlere Yönelik Saldırı ve Katliamı

İbrahim Paşa 1733 yılında İran Kürdistanı’nda (Rojhilat) Merağî ve Saldûz’da Êzidîlere yönelik büyük bir saldırı düzenlemiş, bu saldırıda çok sayıda Êzidîyi öldürmüş, 1.500 kadar Êzidî ailesini esir almış ve servetlerine el koymuştur.16

1733 Yılında Celîlîlerin Zap Nehri Kıyısındaki Êzidîlere Saldırı ve Katliamları

Celîlîler 1726-1834 yılları arasında Musul Eyaleti’nde hüküm süren bir ailedir. Bu aile Abdülmalik oğlu Abdülcelîl’e olan nispetlerinden dolayı bu adı almıştır. Bazı kaynaklara göre bu aile aslen Diyarbakırlı olup ataları Abdülcelîl zamanında Musul’a gelip yerleşmiştir. Ailenin bölgedeki ekonomik, sosyal ve siyasal konumu nedeniyle Osmanlılar Musul Eyaleti’nin yönetimini 1726 yılından itibaren bu aileye vermiştir.22

Bu ailenin ilk hâkimiyet yıllarında Şeyhhan Beyliği’nin nüfuz alanı Musul, Maqlub ve Karare Dağları, Şengal Dağı ve Habur-Dicle Nehirleri arasındaki mıntıkalardı. Bu nüfuz alanının stratejik önemi Güney Kürdistan’ı Musul’a, Musul’u da Halep ve Şam’a bağlayan yolların buradan geçmesidir. Bu bakımdan yöre Êzidîleri bu yolları kullanan kafilelerin önünü kesiyor ve onları haraca bağlıyorlardı. Bu yollara hâkim olmak için Bağdat Valisi Ahmet Paşa’nın gönderdiği güç ile Musul Celîlîleri’nin kendi liderleri Hüseyin Paşa Celîlî komutasındaki güçten ortak bir ordu 1733 yılında Zap kıyısında oturan Êzidîlere saldırmış, buradaki köyleri yakıp yıktıktan sonra Musul’a dönmüştür.23

1735 Yılında Nadir Şah Fermanlarıyla Mehabad, Saldûz ve Merağî’deki Êzidî Ayaklanmasını Bastırmak İçin Yapılan Saldırı ve Katliam

Nadir Şah ve İbrahim Hasan’ın daha önceki saldırı ve katliamları bölge Êzidîlerini harekete geçirmiş ve onları 1735 yılında Mehabad, Saldûz ve Merağî’yi içine alan bölgede bir ayaklanmaya sevk etmiştir. Ancak Nadir Şah fermanlarla görevlendirip bu bölgeye gönderdiği Muhammed Dost Beg Karaoğlu, Muhammed Kasım Han Efşarî Urmî ve Alî Takî Han Mukriyanî eliyle bu ayaklanmayı kanlı bir şekilde bastırmıştır.17

1742 Yılında Nadir Şah’a Bağlı Alî Takî Han’ın Saldûz Êzidîlerine Saldırı ve Katliamı

1742 yılında Saldûz mıntıkasına yönelik bir saldırı gerçekleştiren Alî Takî Han el-Mukrî, Nadir Şah’a bağlı olarak anılan bölgedeki Êzidîlere karşı katliama başvurmuş; çok sayıda Êzidî’yi esir almış, mal ve mülklerine el koymuştur.18

1743 Yılında Nadir Şah’ın Alî Qûlî Han Komutasında Musul’a Gönderdiği Ordunun Altunköprü, Erbil ve Kerkük Mıntıkalarında Êzidîlere Saldırı ve Katliam

Nadir Şah 1743 yılında Alî Qûlî Han komutasında büyük bir orduyu Musul’a doğru göndermiştir. Ordu Altunköprü şehrine vardığı zaman burada bazı kimseler Nadir Şah’a haber göndererek Altunköprü, Erbil ve Kerkük mıntıkalarında bazı Êzidî aşiretlerinin bulunduğunu ve onları ortadan kaldırmadığı takdirde Musul’a gidiş sırasında orduya saldırabilecekleri yönünde Şah’ı kışkırtırlar. Şah bunun üzerine ordu komutanı Alî Qûlî Han’a gönderdiği fermanda bu Êzidî aşiretlere karşı harekete geçmesini, yer ve yurtlarını yakıp yıkmasını, hiçbir istisna yapmadan hepsini öldürmesini emretmiştir.19

Saldırı emrini haber alan Êzidî aşiretleri süvari ve piyadelerden oluşan 10.000’den fazla savaşçıyı hazırlamıştır. Karşılarındaki güç de 12.000 askerden oluşmaktadır. İki cephe karşı karşıya geldiğinde Êzidî güçler başlangıçta üstün geldiyse de Şah’ın ordusuna katılmak üzere gönderilen takviye güçlerin gelmesiyle birlikte savaşın seyri Êzidîlerin aleyhine gelişir ve Êzidîler mağlup olurlar.  Bu savaşta binlerce erkek, kadın ve çocuk esir alınır; esirlerin tümü bizzat Nadir Şah’ın talimatıyla öldürülür.20

1743 Yılında Nadir Şah’a Bağlı Ordunun Zap Kıyısındaki Êzidî Köylerine Saldırı ve Katliamı

Nadir Şah güçleri Kerkük ve Erbil mıntıkalarını hâkimiyetleri altına aldıktan sonra ordusuna Musul’a doğru hareket etme emrini vermiştir. Altunköprü’den geçen ordu Yukarı Zap kıyılarında bulunan Êzidî köyleri yıkmış; ekin tarlalarını yakmış; erkekleri öldürmüş; kadın ve çocukları esir almıştır.21

1787 Yılında Şeyhhan’da Denanî Êzidîlere Yönelik Saldırı ve Katliam

Tek başına Musul Celîlîleri ile Şeyhhan’ın Denanî aşiretinden olan Êzidîler arasında meydana gelen ilk çatışma Vali Abdülbakî Paşa Celîlî zamanında 1786 yılında meydana gelmiştir. Ordusunun başında Şeyhhan Êzidîlerine karşı harekete geçen bu valinin saldırısına karşı koyacak gücü kendilerinde bulamayan Êzidîler yerlerini terk ederek dağa sığınmış, ordu da onların yerlerini tarumar edip talan etmiştir. Askerler talan ile meşgul olduğu sırada Êzidîlerin o günkü lideri olan Nemir b. Simo Ağa 500 savaşçısıyla birlikte dağdan inip onlara saldırmıştır. Saldırı sırasında neye uğradıklarını şaşıran askerler sağa sola kaçışarak canlarını kurtarmaya çalışmış; aynı zamanda ordunun komutanı olan Vali Abdulbakî Paşa, kardeşi ve bazı akrabaları da dâhil olmak üzere 100 kadar asker öldürülmüş ve silahlarına el konulmuştur.24

Êzidî lider Nemir’e ait bir kalenin bulunduğu Duhok’a bağlı Simêl köyünde meydana gelen bu olaydan sonra Osmanlı yetkilileri 28 Nisan 1787 yılında İstanbul’dan Bağdat Valisi Vezir Süleyman Paşa’ya bir talepname göndererek Musul Valisi Abdulbakî Celîlî’yi öldüren Êzidîlerin üzerine büyük bir ordu göndermesini emreder ve bu saldırıya ganimet düşkünü olan bazı Arap aşiretlerinin de mutlaka katılmaları gerektiği yönünde valiyi uyarırlar. Vali bu emir gereği hazırladığı büyük bir orduyla Musul-Mardin arasında Denadî Êzidîlerin oturdukları bölgeye saldırmış ve büyük bir katliam yapmıştır.25

1798 Yılında Bağdat Valisi Yardımcısı Abdulaziz b. Abdullah Beg’in Etrafına Topladığı Bazı Arap Kabileleriyle Birlikte Şeyhhan Êzidîlerinin Köylerine Yönelik Baskı ve Katliamı

1798 yılında Bağdat Valisi Yardımcısı Abdulaziz b. Abdullah Beg etrafında toplanan Albû, Hamdan ve Tay adlı Arap kabileleri Musul’dan Êzidîlerin Şeyhhan’daki köylerine doğru harekete geçmiş ve sabah vakti Şeyhhan’a varmışlardır. Êzidîlerin o günkü Şeyhhan Beyi olan Hasan Bey yanına ailesini de alarak dağa kaçmak zorunda kalmıştır. Ordunun buradaki saldırısı sırasında 15 köy yakılıp yıkılmış; kadın ve çocukları esir alınmış, çok sayıda kişi öldürülmüş ve bunlardan 45’inin kafaları kesilerek Bağdat’a götürülmüştür.26

1753-1800 Yılları Arasında Şengal Êzidîlerine Yönelik Ekonomik Çıkar Amaçlı Saldırı ve Katliamlar

1) 1753 yılında Bağdat Valisi Süleyman Paşa Şengal Dağı Êzidîlerine karşı bir saldırı başlatmış, köylerinin etrafını kuşatarak büyük bir katliam yapmıştır. Bu saldırı ve katliam sırasında erkekler öldürülmüş; kadın ve çocuklar esir ve ganimet alınmış; bahçe ve bostanlar kökünden sökülmüş; tarlalar yakılmış ve 300 kişinin kafası kesilerek İstanbul’a gönderilmiştir.27

2) 1767 yılında Musul Valisi Muhammed Emîn Paşa el-Celîlî oğlu Süleyman Paşa’yı bir ordunun başında Şengal Êzidîlerinin üzerine gönderir. Şengal Êzidîleri Süleyman Paşa’dan eman dilerler. Süleyman Paşa 1000 adet koyun ve üç adet at vermeleri şartıyla onlara eman vereceğini söyler. Bunun üzerine Êzidîler 3 at ve 800 koyun verirler. Zira başka da koyun yokmuş. Fakat bu eksikliği kabul etmeyen Paşa, reisleri de dâhil olmak üzere çok sayıda Êzidîyi öldürür ve esir aldıklarını da Bağdat’a götürüp hapse atar.28

3)  1773 yılında Musul Valisi Süleyman Paşa Şengal Dağı Êzidîlerine saldırmıştır. Saldırıda 300 Êzidîyi öldürmüş; 3 çocuğa ganimet olarak el koymuş; koyun sürülerini gasp ederek Musul’a götürmüştür.29

4) 1779 yılında Süleyman Paşa’nın kardeşi Musul ordusu komutanı olarak Şengal’e saldırmış; 5 Êzidîyi esir aldıktan sonra mahsullerini talan ederek Musul’a götürmüştür.30

5) 1791 yılında Musul paşalarının ekonomik amaçlı saldırılarını örnek alan Arap Tay kabilesinin reisi Faris b. Muhammed de Şengal’e saldırmış; saldırı neticesinde çok sayıda Êzidîyi öldürdükten sonra buradaki köyleri yakıp yıkmış; hayvanlarını talan etmiş ve kadınların namusuna el atmıştır.31

6) 1794 yılında Musul Valisi Muhammed Paşa el-Celîlî başında bulunduğu askerleriyle Şengal üzerine hücum ederek çok sayda Êzidîyi öldürmüş ve bunlardan 13’ünün kafasını keserek önce Musul’a, ardından Bağdat’a götürmüştür.32

1809 Yılında Bağdat Valisi Süleyman Paşa’nın Şengal Êzidîlerine Yönelik Saldırı ve Katliamı

Vali bu saldırıya gece vakti Telafer üzerinden vardıkları ilk Êzidî köyünü talan etmekle başlamış; köyün hayvanlarına el koymuş; köyün erkeklerini öldürüp kadınlarını esir almıştır. Koy Sancak Emîri Muhammed Bey’in de destek verdiği bu saldırıda Êzidî liderlerin kafaları kesilmiş; bu da Êzidîlerde Türklere karşı bir nefret uyandırmıştır.33

1824 Yılında Bağdat Valisi Alî Paşa’nın Şengal Êzidîlerine Yönelik Saldırı ve Katliamı

Vali anılan yılda Şengal’e karşı düzenlediği saldırıda çok sayıda Êzidîyi yaralamış ve öldürmüştür.34 Saldırıdan önce Baban Kürt büyükleri ile istişare eden Alî Paşa’ya destek veren Babanlılar bunu dini açıdan bir cihad olduğunu söylemişlerdir. Zaten bu saldırının önemli bir özelliği orduda yer alan kesimlerin meseleye cihad ruhuyla bakmaları ve bu ruhla savaşmalarıdır. Saldırıdan önce Şengal Dağı’na çekilen Êzidî güçleri burada sağlam korunaklara yerleşerek savunma pozisyonu almış ve Alî Paşa güçlerini beklemeye koyulmuşlardı. Alî Paşa güçleri işe Êzidîlerin evlerini yakmakla ve bahçe-bostan ağaçlarını kesmekle başlamışlardır.35

1832-1834 Soran Kürt Beyi Muhammed Paşa (Mîrê Gewre)’nın Saldırı ve Katliamı

Birçok koldan Êzidî soydaşlarına karşı saldırı başlatan bu Kürt beyi yüzlerce Êzidîyi öldürmüş; sadece Dasnî Êzidîlerinden 4000 kişiyi esir alarak Rewanduz’a götürmüştür. Êzidîleri öldürmekle kalmayan Muhammed Paşa onların servetlerine de el koymuş; özellikle taşınması kolay olan büyük miktarda para, altın ve gümüşü almış; ordusuna aldığı 4000 kadar yeni askerin parasını bu servetten karşılamıştır.40

1835 Yılında Musul Valisi Muhammed İnce Bayraktar’ın Şengal’e Yönelik Saldırı ve Katliamı

Valiliğinin ikinci yılında bu saldırıyı geçekleştiren Muhammed bu saldırıda içlerinde lider kadrosunun da bulunduğu çok sayıda Êzidîyi öldürmüştür.36

1836 Yılında Reşîd Paşa’nın Şengal’e Yönelik Saldırı ve Katliamı

Ünlü araştırmacı ve Êzidîlik uzmanı Kermi-lî’nin tespitlerine göre bu saldırıda çok sayıda Êzidî boğazlanmış; o denli ki kanları köylerin içinde sel gibi akmıştır.37 Bu saldırı daha önce bazı âlimler tarafından Êzidîlerin kâfir olduklarına ilişkin verilen fetvaya dayandırılmıştır.38

1837 Yılında Hafız Paşa’nın Şengal’e Yönelik Saldırı ve Katliamı

Êzidîler bu saldırıdan önce kadın, çocuk ve yaşlılarını Şengal Dağı’nın mağaralarına yerleştirmiş; daha sonra üç gün süren savaşın içine girmişlerdir. Bu savaşta Êzidîlerden 2000 kadarı öldürülmüş; 6000 kadarı da esir alınarak Musul ve civar şehirlere götürülmüştür. Bu şehirlere götürülen esirlerden erkek olanlar öldürülmüş; kadınlar da cariye olarak satılmıştır. Savaşın merkezi olan Mihrikan köyündeki Êzidî aşiretten sadece 700 kişi kurtulmuştur. Şengal’in mağaralarında korumaya alınan kadın, çocuk ve yaşlıların tümünün de öldürüldüğü bu katliamda 800 ile1000 arası Osmanlı askeri de öldürülmüştür.39

1844 Yılında Bedirxan Bey’in Saldırı ve Katliamı

 Şengal Êzidîlerini Botî olarak kabul eden Cizre Kürt beyleri onlardan vergi alıyorlardı. İngiliz seyyah ve arkeolog Austen Henry Layard’a göre “Bedirhan Bey döneminde 1844 yılının sonlarına doğru Tur Abdîn mıntıkasındaki Êzidîlere yönelik büyük bir saldırı gerçekleşmiş; bu saldırıda Êzidîlerden çok sayıda erkek ve kadın öldürülmüş; kadın ve çocuklar civar şehirlerde satılığa çıkarılmıştır.”41 Bu saldırı ve katliam sırasında bölgede bulunan Georg Percy Badger’e göre “Tur Abdîn Êzidîleri Bedirxan Bey tarafından İslam dinini kabul etmeye zorlanmış ve buradaki 7 Êzidî köyüne el konulmuştur.”42

1892 osmanlı padişahı ıı. abdülhamit’in zorla müslümanlaştırma politikası ve 4. ordu feriki ömer vehbi paşa’nın katliamları

Ağustos 1892’de harekete geçen Ömer Vehbi Paşa Şeyxan ve Şengal’e askeri operasyon düzenler. Yapılan zorlamalar sonucunda bazı Ezidi liderler din değiştirdiklerini Müslüman olduklarını açıklarlar. Ezidi yerleşimlerine mescit ve mektep açılması kararlaştırılır. Ömer Vehbi Paşa, Ezidilerin kutsal haç mekanı Şeyh Adi Türbesini medreseye çevirir, buraya bir müderris ve yirmi kadar talebe getirilmesi kararı alınır, türbeyi basarak buradaki kutsal eşyaları gasp eder, yağmalar ve kullanılmaz hale getirir. Ezidiler bu kutsal eşyaların bir kısmına ancak 1914 yılında tekrar kavuşurlar.

Ömer Vehbi Paşa’nın yürüttüğü bu siyasetten kaçan Ezidiler yine soluğu Şengal Dağı’nda almışlardır. Şengal üzerine askeri operasyon düzenleyen Paşa burada büyük katliamlara imza atmıştır. Öyle ki, hiçbir kural ve karar tanımaz bir hale gelen Paşa 8 Aralık 1892’de görevinden alınır. İstanbul’da Şurayı Devlet’e bağlı bir komisyonda yargılanır, önce Şam’a sürülür ardından zorunlu emekliliğe sevk edilir. Ama Ezidiler için bir direniş merkezi haline gelen Şengal’de çatışmalar iki buçuk yıl devam eder. Bu dönemde Şengal’e gelip yerleşen Feqiran Aşireti reisi Heme Şêro daha sonra Şengal’in ve Ezidilerin tarihi açısından önemli kişilik olarak kayıtlara geçecektir.

2007 Saldırı ve Katliamları

14 Ağustos 2007 tarihinde Şengal’in iki Ezidi köyüne bombalı araçlarla saldırı düzenlenmiştir. Siba Şex Xıdır ve Tilezer köylerine düzenlenen bombalı saldırıda yaklaşık dört yüz kişinin hayatını kaybettiği söylenmektedir. Akşama doğru gerçekleşen saldırıda kimi anlatılara göre dört kimi anlatılara göre üç kamyon kullanılmıştır. Bomba dolu kamyonlardan biri Siba Şex Xıdır köyünde patlatılmış ve burada 40 civarında insan ölmüştür. Tilezer köyünde ise bomba dolu kamyonlar dükkanların bulunduğu bir çarşıda patlatıldığından üç yüzden fazla insan ölmüştür. Ezidiler bu saldırıyı 2007 fermanı olarak değerlendiriyorlar.

Ağustos 2014, 73. FERMAN şengal soykırımı

17 Ekim 2014 tarihinde İMC Televizyonu’nun 14.00 haber bülteninde verilen bilgilere göre Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin bu son katliamla ilgili verdiği istatistiksel rakamlar şöyledir:

5.000 kadar Ezdî erkek öldürülmüştür.

100 Ezdî erkeğin kafası kesilmiştir.

7000 civarında Ezdî kadın ve kız kaçırılarak cariye olarak satılığa çıkarılmıştır.

Birçok Edî kadın ve kıza tecavüz edilmiştir.

Bazı Ezdî kadınlar IŞİD komutanları ile evlenmeye zorlanmıştır.

Bu tarihsel kronolojinin hazırlanmasında Kürt Tarihi dergisinin 15’inci sayısında yer alan Prof. Dr. Kadri Yıldırım’ın “Fetvalar, Fermanlar ve Katliamlar Kıskacında Êzidîler” başlıklı yazısından yararlanılmıştır.