İkinci yıldönümünde Şengal Ezidi Soykırımı: 73. Ferman

Namık Kemal Dinç-İrfan Çelik

Ezidilerin Ağustos 2014’de maruz kaldıkları soykırımın üzerinden geçen zaman iki yılı buldu. Yaklaşık iki yıldır Türkiye sınırları içerisinde Şengal’den kaçıp gelen binlerce Ezidi hayatta kalma mücadelesi veriyor. Kan ve barut kokusunun Türkiye’de her şeye sindiği, Kürt meselesinde çözümsüzlüğün umutları kırdığı bir iklimde onlar kendi trajedileriyle baş başa, dertlerine derman bulmak arzusuyla çıktıkları ölüm yolculuklarında Akdeniz’de balıklara yem oluyorlar.

Bu yazı dizisinde neler olacak?

Bir hafta boyunca sürecek bu yazı dizisinde 3 Ağustos 2014’de Irak’ın Şengal (Sincar) bölgesinde Ezidilere yönelik başlayan ve takip eden günlerde devam eden IŞİD saldırısında neler yaşandığı, nasıl ayakta kaldıkları, bugüne gelişleri ve bundan sonra yapmak istedikleriyle birlikte anlatılacak. Ancak onların hikayelerini biz anlatmayacağız, birinci ağızdan yani Ezidilerin anlattıkları üzerinden aktaracağız olanları.

Araştırmaya dair bilgiler

Zan Enstitü[1] bünyesinde yürüttüğümüz “Ezidilerin 73. Fermanı Şengal Soykırımı” projesi[2] kapsamında yaklaşık 10 aydır Türkiye’de Kürt belediyelerinin yönetiminde bulunan kamplarda Ezidilerle yaşadıklarına dair sözlü tarih görüşmeleri yapıyoruz. Bu kapsamda yaklaşık yüz görüşme yapıldı. Görüşmelerde soykırım öncesindeki yaşamlarından başlayarak soykırımı nasıl deneyimledikleri ve sonrasında neler yaşandığını Ezidilerin kendilerinden dinleyerek derledik

Saha görüşmelerine Eylül 2015’de başladık. Aslında iki ay önce Temmuz 2015’de saha çalışmasına başlayacaktık ama 7 Haziran sonrası başlayan çatışmalı süreç beklememize neden oldu. Başta Diyarbakır Fidanlık kampı olmak üzere Batman ve Siirt’te bulunan Ezidi kamplarında ve yine Batman’da bulunan Şimze köyünde görüşmeler yaptık. Saha çalışmasına başladığımız dönemde Şırnak merkezde de bir Ezidi kampı vardı ama güvenlik sorunlarından dolayı gitmemiz mümkün olmadı. Bu kampların idaresi yerelde bulunan belediyeler tarafından gerçekleşiyordu. Kampın güvenliğinden gıda ve sağlık ihtiyacına kadar her şeyi belediyeler karşılıyordu. Bu kampların dışında Ezidiler Nusaybin ve Midyat’ta AFAD’a (Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) bağlı iki kampta daha kalıyorlardı. Bugün Nusaybin kampı kapatılmış olup, AFAD’a bağlı sadece Midyat kampında kalmaktadırlar[3].

Aynı şekilde Siirt, Batman ve Şırnak belediyelerine bağlı kamplarda kapatılmış olup buralardaki Ezidiler Diyarbakır Fidanlık kampına taşınmış bulunmaktadırlar. Belediyelere bağlı kampların kapatılıp Diyarbakır’da toplanmasında temel rol oynayan sorunlar; güvenlik, idame-iaşe koşullarının ve desteklerin azalması, Avrupa’ya göç hareketinde görülen artışla bağlantılı olarak Ezidilerin sayısındaki düşüş.

Bugün Fidanlık kampındaki Ezidilerin sayısına dair kesin bir rakam vermek mümkün değil. Zira Mart ayında Siirt, Batman ve Şırnak kamplarından getirilen Ezidilerle birlikte daha önce bin (1000) civarında olan Fidanlık kampının mevcudu yaklaşık bin beş yüz-iki bine (1500-2000) kadar çıktı. Son günlerde kaçak yollarla (Şemdinli üzerinden) giriş yapan Ezidilerin yine Diyarbakır kampına gelmeleri nedeniyle bu sayının daha arttığını ve sürekli değiştiğini belirtmek gerekir. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yaşadığı mülteci krizi sürecinde Güney Kürdistan’dan kaçak yollarla giren Ezidi sayısında artış gözlenmekte.

Yukarıda belirttiğimiz gibi bu yazı dizisinde Ezidilerin anlattıkları kendi hikayelerine yer vereceğiz. Ama buna geçmeden önce, ana başlıklarıyla Ağustos 2014’de Şengal’de neler olduğunu hatırlayalım.

Irak’ta Ezidiler

Irak’ta Ezidiler, birbiriyle coğrafi mesafenin olduğu iki ayrı bölgede yaşamaktadırlar. Biri, Ezidilerin kutsal mekanı Laleş’in de içinde olduğu Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) sınırları içinde kalan Şeyhan bölgesi; diğeri ise Musul’a bağlı Şengal bölgesi. İnançlarından dolayı yüzyıllardır baskı altında olan Ezidiler için Şengal Dağı her daim bir sığınak olmuş. Tarihlerinde birçok saldırı görmüş olan Ezidiler Şengal Dağına sığınarak varlıklarını sürdürmüşler.

Şengal nerede?

Şengal Irak’ın batısında Suriye sınırında bulunan ve aynı isimle anılan bir dağın etrafında kurulmuş köylerden oluşan bir bölge. Nüfusunun çoğunluğunu Ezidilerin oluşturduğu bu bölgede, daha önce Şengal Dağının içinde bulunan köylerde yaşayan Ezidiler 1975’de ovada kurulan toplu köylere (köy-kentler) yerleştirilerek iskan edilmişler. Ezidiler Şengal bölgesinde 15 toplu-köyde yerleşmiş olup, Şengal kent merkezi Dağın güney yamacında bulunmaktadır. Şengal kentinin doğusunda bulunan Musul’la arasında Türkmenlerin çoğunlukta bulundukları Telefar kenti bulunmaktadır.

140. madde ve statü sorunu

İdari olarak Musul vilayetine bağlı olan Şengal, 2003 yılında Saddam sonrası hazırlanan Anayasanın 140. Maddesine göre statüsü tartışmalı olan, kararın referandumla verileceği bölgelerden biri. Varılan mutabakata göre 2007 yılında yapılacak olan referandum sonucuna göre Şengal’in; merkezi Irak hükümetine mi yoksa Kürdistan Bölgesel Yönetimine (KBY) mi bağlanacağı kararlaştırılacaktı. Ancak bugüne kadar referandum yapılamamış ve Şengal’in statüsü konusunda bir karara varılamamıştır.

Saddam sonrası Şengal

2003 yılında Saddam rejimi sona erdikten sonra Şengalli Ezidilerin KBY ile ilişkileri artmıştır. Peşmergeye yazılan yada merkezi Irak ordusunda ve polis gücünde görev alan Ezidi sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır. Yine 2003’ten itibaren KBY (Özellikle Kürdistan Demokrat Partisi-KDP) Şengal’de adım adım varlığını daha yoğun hissettiren bir siyaset izlemiştir. Yıllardır Arapça eğitim yapan okulların yanında Kürtçe eğitim verilen okullar açılmıştır. Şengal’de Ezidilerin artan güvenlik sorunları karşında bölgeye peşmerge yerleştirilmesi yoluna gidilmiştir.

2007 fermanı

Ezidiler, Saddam sonrasında Şengal’de ciddi bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalmışlardır. 14 Ağustos 2007 tarihinde Sibe Şex Xidir ve Tilezer köylerine kamyonlarla düzenlenen bombalı saldırı sonucunda yüzlerce Ezidi köylü hayatını kaybetmiş. Daha önce güvenli bir şekilde gidip geldikleri Irak’ın Musul gibi büyük vilayetlerinde kaçırılma ve fidye isteme tarzında saldırılara maruz kalmışlar. Arapça terörist anlamına gelen Erhab dedikleri oluşum tarafından kaçırılan Ezidilerin birçoğu öldürülmüş. Artan saldırılar nedeniyle can güvenliği bulunmadığı için bu şehirlere gidemeyen Ezidiler işlerinden olmuş ve iş bulabilmek umuduyla yönlerini KBY tarafına çevirmişlerdir.

IŞİD’in Şengal bölgesine yönelmesi

IŞİD, 9 Haziran 2014’de Irak’ın en büyük vilayetlerinden biri olan Musul’u ele geçirdi. Akabinde 16 Haziran 2014’de Musul’un yaklaşık 60 km batısında bulunan Türkmen kenti Telafer’i ele geçirdi. Buralardan kaçan Şii ve Alevilerin bir kısmı Şengal’e sığındı. Zira Şii ve Aleviler de Ezidiler gibi fanatik Sünni selefi bir oluşum olan IŞİD nezdinde dinen öldürülmeleri caiz olan gruplardır. IŞİD’in elinden Şengal’e sığınan Şii ve Alevileri Ezidiler bir süre kendi imkanlarıyla ağırlamış, onların acılarına ortak olmuşlardır. Şengalle Telafer arasındaki mesafe 30-40 km olmasına ve Ezidilerin yaşadığı köylerin etrafına IŞİD’in konumlandığı görülmesine rağmen kitlesel bir göç hareketi olmamıştır. Çünkü bu süre içerisinde peşmerge güçleri her köyde güvenlik noktaları oluşturarak, Ezidileri koruyacağı güvencesini vermiştir. Hatta saldırıdan birkaç gün önce KBY bölgesine grup halinde gitmek isteyen insanları peşmergeler geri çevirmiş, girmelerine izin vermemiş.

Saldırı ne zaman başladı?

Şengal bölgesine IŞİD’in saldırısı 3 Ağustos 2014 tarihinde gece saat 02.00 civarında başlamış. Saldırı Şengal Dağının güneyinde bulunan iki köy hedef seçilerek başlatılmıştır. Sibe Şex Xidir ve Girzerik köylerine saldırılar sabaha kadar devam etmiş, sabah saat 07.00’ye kadar kendi imkanlarıyla direnen köylüler, peşmerge güçlerinden bekledikleri yardımın gelmemesi ve bulunan peşmergelerin de geri çekilmesi üzerine köylerini boşaltmaya ve Şengal Dağına sığınmaya başlamışlardır. Şengal’in güneyinde ve kuzeyinde bulunan köylerdeki Ezidilerde sabaha kadar süren saldırıdan haber aldıktan sonra çoğunlukla köylerini terk etme ve güvenli bölgelere sığınma arayışına girmişler. Güneydeki köylerde yaşayanlar ağırlıklı olarak Dağa kaçmaya çalışırken Kuzeydeki köylülerin bir kısmı Dağa sığınmış bir kısmı da ya KBY tarafına yada Rojava tarafına sığınmışlar. Araçları olanlar araçlarıyla kaçmışlar, araçları olmayanlar yürüyerek kaçamaya çalışmışlar.

IŞİD’in Şengal’de gerçekleştirdiği soykırım

Şengal bölgesinden peşmergenin çekilmesi üzerine Ezidiler büyük bir katliamla karşı karşıya kalmışlardır. Köylerin çoğunluğunda genelde insanlar sabahın erken saatlerinden itibaren köylerini boşaltmaya çalışmış. Köylerinden çıkmayan (veya çıkamayan) yada geç kalan çok sayıda insan IŞİD tarafından öldürülmüş. Kaçamayacak durumda olan hasta, yaşlı, engelli ve çocuklar IŞİD’in ilk kurbanları olmuşlar. Dağa ulaşmak için cadde denilen büyük asfalt yolları kullanan çok sayıda insan “cadde üzerinde” öldürülmüş. Anlatılana göre, zamanında kaçmaya fırsat bulamayan yada yoldan çevirilerek tekrar köylerine dönen Ezidiler, Koço köyü örneğinde olduğu gibi büyük bir katliam ve vahşete maruz kalmışlar. Köyün 10 yaşından büyük bütün erkekleri öldürülürken, kadınları cariye yapılıp köle pazarlarında satılmış, küçük çocuklar ise Müslümanlaştırılıp IŞİD’in caniyane eylemlerinde kullanılan unsurlara dönüştürülmüşler.

Şengal Dağı’nda direniş
ve yaşam koridorunun açılması

IŞİD Şengal’e saldırmadan önce PKK 12 kişilik bir gerilla birliğini Şengali savunmak amacıyla gönderiyor. Ancak orada bulunan peşmerge güçleri ve Barzani yönetimi bunu kendi egemenlik alanına müdahale olarak görüyorlar. Bu gerillalardan bir kısmını gözaltına alıp, tutukluyorlar. Diğer gerillalar ise Şengal Dağı’nda gizleniyorlar ve Ezidi gençleriyle gizli bir örgütlenmeye gidiyorlar. 3 Ağustos saldırısının ardından Dağ’a kaçan Ezidilerin ilk savunmasını bu gerillalar yapıyorlar. Ardından Kandil’de bulunan KCK yönetimi buraya “iki tabur” güç daha gönderiyor. Bu savunma gücü sayesinde IŞİD’in Dağın içlerine girmesi mümkün olmuyor. Fakat Dağ’da çok sayıda insan açlık ve susuzluktan hayatını kaybediyor. Dağ süreci çok büyük bir trajedi olarak Ezidilerin hafızasına işliyor. Dağ’da belli noktalarda toplanan Ezidiler, gerillalar tarafından Dağın kuzeyinden Rojava bölgesine uzanan bir güvenlik koridoru oluşturarak geçmelerini sağlıyorlar. Digure ve Dohla köyleri arasından oluşturulan koridordan Rojava’ya geçen Ezidilerin bir kısmı orada kurulan Newroz kampında kalırken büyük kısmı Güney Kürdistan’a geçiyor. Güney Kürdistan’a geçenlerin bir kısmı yine kamplarda kalırken bir kısmı da Türkiye sınırını geçerek Şırnak, Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin, Urfa gibi illere geliyorlar.


[1] Ekim 2014 tarihinde Diyarbakır’da kurulan Zan Sosyal Siyasal İktisadi Araştırmalar Vakfı için bakınız:http://zanenstitu.org/hakkimizda/

[2] Proje ekibinde yer alan kişiler Namık Kemal Dinç, Berivan Alagöz, Serdar Öztürk, İrfan Çelik ve Fatma Çelik. Zan Vakfı bünyesinde sürdürülen projeyi Açık Toplum Vakfı ve Heinrich Böll Stiftung Derneği desteklemektedir.

[3] AFAD kamplarında araştırma yapmanın imkansızlığından dolayı çalışma yapılmamıştır.